İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Neler Oldu ?
  3. Dünya’nın En Gizemli Adası Neresi? Kuzey Sentinel Adasın’da Neler Var?

Dünya’nın En Gizemli Adası Neresi? Kuzey Sentinel Adasın’da Neler Var?

Gizemli bir ada hakkında oldukça ilginç bilgiler vereceğim sizlere.  Girenlerin sağ çıkamadığı üzerinde yaşayanların ise dış dünyadan hiç haberleri olmadığı bir yer burası. Kuzey Sentinel Adası. Binlerce yıldır Ada halkının dünyanın geri kalanı ile ilgili hiçbir şey bilmiyor olduğu gibi bizler de Adanın içinde ne olup bittiğini bilemiyoruz; bilmek istediğimizde. Çıplak yerlilerin saldırısına uğradığımızdan adaya yaklaşmak son derece tehlikeli. Bu yüzden de Hindistan Devleti tarafından Yasaklı Bölge ilan edildi. Peki nedir bu adamın hikayesi?

Kuzey Sentinel Adası

Bengal Körfezi’nde yer alan ve Hindistan Devleti’ne bağlı olan 60 kilometre kare büyüklüğündeki dünyanın en gizemli ve bir o kadar da tehlikeli Adası. Onu bu kadar özel yapan nedenlerin başında içinde yaşayanların binlerce yıldır Ada dışındaki Dünya ile hiçbir şekilde iletişiminin olmaması. Aynı şekilde ada dışındaki dünyalılar yani bizlerinde Adanın içinde ne olup bittiğine dair bir fikrimizin olmaması geliyor. Antropologların tahminine göre Ada halkı 60000 yıldır Kuzey Sentinel Adası’ nda dış dünyadan habersiz bir şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar. Biraz hayal gücünüzü çalıştırmanızı istiyorum. Teknolojinin t’ sinin girmediği bir yer düşünün. Adada yaşayanlar tarih öncesi insanlardan farksız. Dar dünyanın nasıl bir yer olduğunu haberleri yok Araba nedir? Para nedir? Televizyon, internet, netflix’ten haberleri yok aklınıza ne gelirse ne büyük bir kayıptır ki tiktoku bile bilmiyorlar. Dünyadan tamamen izole olmuş Kureyş insanları hakkında merak edilen konuşulacak çok fazla şey var.

Günümüz teknolojisinde artık dünyanın her yeri hakkında bilgi sahibi olabiliyorken böylesine gizemli bir ada Tabii ki tüm dünyanın ilgisini üzerine çekiyor. Bilim insanlarının bile giremediği Kuzey Sentinel Adası öylesine sık bir Ormanla kaplı ki üzerinden uçurulan dronlara veya uçaklara rağmen herhangi bir şey görebilmeniz imkansız. Sentineller çıplak yaşıyorlar nasıl ateş yakıldığını dair bir fikirleri olup olmadığı ise bilinmiyor. Yıldırımlar sonucu ortaya çıkan küçük çaplı yangınlardan elde ettikleri ateşe korumaya çalışıyor oldukları olasılıklar içinde. Az sonra adayla ile iletişim kurmaya çalışanların başlarına gelen tüyler ürpertici olayları duyduğunuzda hayret edeceksiniz.

Ada halkı nüfusu bilinmiyor. 15 ile 500 kişi arasında olabileceği tahmin edilmekte. Hindistan Devleti Adana çevresinde 9 kilometreden fazla yakınlaşmasını yasakladı. Bunun nedeni ise hem adada yaşayan yerlilerin can güvenliği hem de adaya yaklaşanların Can güvenliğidi. Haklarında çok az bilinen Sentinellerin en bilinen özelliklerinden birisi Ada dışındaki insanlara karşı hiç de dost canlısı olmadıkları. Her kim olursa olsun Adaya yaklaşırsa derhal savunmaya geçerek oklarla saldırmaya başlıyorlar. Bunun için geçerli sebepler de yok değil. Öncelikle onların pek de haberleri olmadığı düşünülen bir konu var ki o da binlerce yıldır dış dünyadan izole olmuş bir kabilenin bağışıklıkları oldukça yabancı. Her türlü virüse maruz kalıp zaman içinde onlara karşı bağışıklık kazanmış olan bizlerin aksine binlerce yıldır her şeyden ve herkesten uzakta yaşamakta olan Sentineller o kadar da şanslı değiller. Dışarıdan ada’yla yapılacak olan en ufak insan teması Sentinellerin soylarının tükenmesine yol açabilir. Basit bir gribe bile bağışıklık sistemleri yeterli gelmeyecektir ki bunu acil bir şekilde deneyimlediler. Peki ne olmuştu?

Yıl 1880

Her şey yaklaşık 140 yıl önce bir İngiliz Deniz subayı olan Vital Portman’ın ada ile gerçekleşen o ilk teması ile başladı. Ada’nın yakınından geçerken sahilde kendilerine doğru ok fırlatan uzun saçlı çıplak bir grup Adam gördü. Bunun üzerine Ada ile ilgili araştırma yapmaya başlayan Portman için Ada giderek karanlık bir saplantıya dönüştü. Çok geçmeden yanına aldığı İngilizce hilti mahkumlardan oluşan bir çete ile birlikte adaya girerek dostça davranıp bir şekilde yerlerin güvenini kazanmayı başardılar. Daha sonra adadan ayrılan Porto’nun ilginç saplantısı giderek artmaya başladı ve adaya ikinci ziyaretini gerçekleştirdi. Yerliler temkinli yaklaşıyorlardı zaten kimsenin bilmediği kendilerine has bir dili konuştukları için iletişim kurabilmek bir hayli zordu. İşte ne olduysa o ikinci ziyaret sırasında oldu. Porto ve ekibi yerlilerden iki yetişkini ve 4 çocuğu zorla kaçırarak hızlı adadan kaçtılar. Kaçırılan sentineller dehşet içindeydiler ve çok geçmeden beklenen gerçekleşti ve bünyeleri dış dünyaya alışık olmayan 2 yetişkin sentinelle de kısa süre içerisinde hastalanarak hayatlarını kaybetti. Bunun üzerine Portman geriye kalan 4 çocuğu sahile bıraktıkları gibi oradan yok oldular. Bundan sonra 4 çocuktan Ada halkının herhangi bir hastalık bulaşıp bulaşmadığı bilinmiyor. Belki Ada içerisinde kısa bir süre içerisinde büyük bir salgın baş göstermiş ve nüfusun çoğunluğu hayatlarını kaybetmiş olabilir. O tarihten sonra da ada halkında dış dünyaya karşı büyük bir düşmanlık oluştu. Şimdi olaylar giderek ilginç değişecek.

Kasım 2018’de Sentinel adası hakkında uzun zamanda çalışmalar yapan oldukça tanınmış bir avukat bir dizi Twitter paylaşımı ile tüm dikkatleri üzerine çekti. Araştırmalarından çıkardığı iddialarına göre 1880’de santralleri kaçıran İngiliz subayı Portman Container yerlere karşı saplantılı düşünceler taşıyordu. Bazı fotoğraf ve Araştırma dosyalarını paylaşan Avukat ortamının yerlilerden yetişkin erkeklere çeşitli takılar takarak cinsel içerikli fotoğraflar için birbirinden farklı pozlar derdirtmiş. Kaçırılma olayı esnasında yaşananlar ise gizemini hala koruyor.

80 yıl sonra

Aradan 80 Yıl kadar geçtikten sonra Kuzey Sentinel Adası na farklı dönemlerde bazı ekipler ziyarette bulunarak yerlilere yiyecek verip dostça yaklaşmaya çalıştılar. Bu girişimlerden sadece bir tanesi başarılı geçti. Kendilerine verilen hediyeleri temkinli bir şekilde kabul eden yerliler her ne olduysa Ondan sonra bir daha bu barıştık tavırlarını sergilemediler. Bunun üzerine de adaya yaklaşmak yasaklandı. 1981 yılında 50 kişilik mürettebatıyla büyük bir kargo gemisi Sentinel Adası kıyısında karaya oturdu. Sabah olduğunda kıyıda ellerinde oklarla Sentinel yerleri ile karşılaşan mürettebat yapılan yardım çağrıları sonucunda gelen helikopterler tarafından zarar görmeden kurtarıldılar enkazı Sentinel Adası Sakinlerine kaldı. İlk defa böyle bir şeye sahip oldular. Yerlilerin gemi enkazı ile ne yaptıkları tam olarak bilinmese de tahminlere göre bu gemi onları taş devrinden demir cağına taşımış olabilir. Gemi enkazından yararlanarak oklarının uçlarını demirden yapmaya başladıkları düşünülüyor.

2004 yılı

2004 yılında Hint okyanusu’nda gerçekleşen büyük depremin ardından oluşan Tsunami de sular altında kalan yerliler bir şekilde hayatta kalmayı başardılar. Yerlilerin güvende olup olmadıklarını öğrenmek için Ada üzerinden kontrol uçuşu sağlayan bir uçağın başına gelenler ise uçağın her yeri oklarla kaplı.

26 Ocak 2006

26 Ocak 2006 tarihinde adaya kanunsuz bir şekilde avlanmaya gelen 2 balıkçı botlarının da yanaşması üzerine Sentineller tarafından öldürüldüler. Balıkçıların cesedini kumsalda açtıkları çukurlara göemn Sentineller adamları kurtarmaya gelen helikopterleri ise oklarla saldırarak onlara izin vermediler. Adanın tüm dünyaca ünlü olmasını sağlayan olay ise yakın zamanda yaşanan bir trajediydi.

Amerikalı John Allen

26 yaşındaki Amerikalı John Allen Dindar ve maceraperest bir gençti. Dış dünyadan hiçbir haberi olmayan Kuzey Sentinel Adası da yaşayanları kafasına takmıştı ve dünya üzerinde yaratıcının varlığından cennet ve cehennemin gerçekliğinden haberi olmayan kimsenin kalmamasını istiyorum. Ne yapıp ne edip binlerce yıldır bu adada izole bir şekilde yaşayan yerlilere Hz İsa’dan bahsetmeli ve kendi inancı olan hıristiyanlığı onlara da aktarmalı diye düşündü. Hristiyanlıkla tanışmamış olan Kuzey sentine hatasını şeytanın son Kalesi olarak görüyor fakat o da farkındaydı ki bu görev hiç de kolay bir görev değildi Uzun yıllar sürecek bir plan yapmaya karar verdi çocukluğunda Robinson Cruise hikayeleri okumuş olan John’un hayatta iki büyük tutkusu vardı biri açık hava macerası diğeri ise Hz İsa peygamber. Liseyi bir hrıstiyan okulunda okuyan John Kuzey Sentinel Adası ilk defa lisedeyken caşua projesi isimli bir misyoner veritabanında okumuştu. O zamandan beri de dış dünya ile bağı olmayan bu insanlara inandığı dini bilgileri aktarmayı kendine görev bildi. Zamanı geldi diye düşündüğü an tamamen bu işe odaklanmaya başladı. Önce tam zamanında çalıştığı işinden ayrıldı sonra ulusal Açıkhava liderlik kurslarına katılıp kendini yetiştirmeye başladı. Acil tıp teknisyeni olarak eğitimler aldı ve Spor yaparak formda kalmaya çalıştı. Sırf Kuzey Sentinel adasında başına gelebileceklere karşı hazırlıklı olabilmek için Amerika’da 3 yazılı bekçi ve acil hemşire olarak çalışarak küçük bir kabinde hayatını sürdürdü. Daha sonra onunla işin adı verilen bir eğitim kampına katıldı. Bu eğitim kampında özel olarak hazırlanmış saatte bir köy ve içinde yaşayan sahte yerler vardı. Eğitim sırasında yerler vurur haklarıyla sahte saldırılar gerçekleşti yuvarlak Ekim 2018’e gelindiğinde ise John kendine 13 ayrı aşı vurdurduktan sonra Amerika’dan Kuzey Sentinel Adası en yakın mesafedeki bir kentte uçarak oraya yerleşti. Yaptırdığı bu açıları Sentinel yerlerinde düşündüğü için vücuduna aldığını yazdı günlüğüne bu izole olmuş yerlere karşı tarif edilmez bir sevgi hissediyorum nedense dışarıdan araya herhangi bir hastalık taşımamak adına da adayı ziyaret gününden 2 hafta önce kendine taşındığı evinde karantinaya aldı ve kimseyle irtibat kurmamaya özen gösterdi.

O büyük gün geldiğinde tarih 14 Kasım’da fakat yıl 2018 ve kuzey Sentinel Adası’ na 9 kilometre bile yaklaşmak kesinlikle yasaktı. Bu yüzden yaşamı boyunca biriktirdiği 30.000 dolarından vazgeçmek zorunda kalarak bir Balıkçı ile anlaştı ve gizli bir şekilde adaya ulaşma planı yaptılar. Gece olduğunda parayı teslim ettiği Balıkçı ile beraber gizli bir şekilde Sessiz sedasız Kuzey Sentinel Adası’ na doğru yola çıktılar. Kıyıya yaklaştıklarında Balıkçı daha fazla ilerlemeyi reddetti bundan sonra sana John bir kayaya atlayarak devam edecekti. Yerlilerin yabancılık çekmemek için kendisinin de çıplak bir şekilde karşısına çıkması gerektiğini düşünen John çamaşırlarını çıkararak kayıya bindi biraz yaklaştıktan sonra çok geçmeden ağaçlar arasından yüzleri sarıya boyalı bir şekilde birkaç yerli çıkageldi. Kayının içinden şöyle bağırdı Benim adım John size seviyorum. Sonra yerlilerin arasına katılan bir çocuk ona doğru ok fırlattı. Bu sırada denize düşmüştü. Yerliler ise yaığına el koymaya çalışıyorlardı. Bir buçuk kilometre kadar gemiye yüzmek zorunda kalan Jong’un vazgeçmeye hiç niyeti yoktu. O gece günlüğüne korkuyorum diye yazdı günlüğüne eklediği şu dua ise dikkat çekici. “Eğer yerliler tarafından öldürülürsem lütfen onları bağışla Rabbim.” Geceyi gemide geçiren John sabah olduğunda yeni denemesine başladı. 2 defa adaya giren de ondan bir daha hiç haber alınamadı. Geriye dönen Balıkçı ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Balıkçının verdiği ifadede ayaklarından bağlı bir iple Adadaki yerliler tarafından sürüklendiğine şahitlik etmiş. John’un öldüğü Düşünüyor. Bu haber ise ulusal çapta büyük bir Yankı oluşturdu bir süre onun cesedini ulaşmaya çalışan yetkililer Sentinel halkının saldırılarını daha fazla müdahale etmek istemeyerek dosyayı kapatma kararı aldılar. Sentinellerin yamyam olup olmadıkları tam olarak kestirilemiyor. Daha önce öldürdükleri iki balıkçının cesetlerini kumsala gömdüklerini bildiğimizden insan eti yemedikleri düşüncesi daha ağır basıyor. İnanılmaz sıklıkta ki ağaçların Ardında ne olduğunu Sentiller yerlilerinden ya da belki de hala hayatta olan John’un haricinde başka kimse bilmiyor. bu yüzden de hakkında uçuk teoriler üretilmesi de kaçınılmaz oluyor tabi ki.  Günümüzde Kuzey Sentinel Adası da gizli bir üst bulunduğundan kayıp Malezya uçağının aslında Sentineller Adası’na düştüğü ne kadar ilginç fikirlere sahip sayısız insan var Aklıma geldi de ilk defa drone görmüş olan sentineller için ne ifade ediyordu Acaba kim bilir belki kendi Hayal güçleri ve inançları çerçevesinde gördüğü bu Dronları adada bulunan kayalara resmettiler yoksa tıpkı bir zamanlar bizim de yapmış olduğumuz gibi mi?

Yorum Yap

Yorum Yap