1. Ana Sayfa
  2. Gündem
  3. Başkan Erdoğan’dan Erken Seçim Açıklaması

Başkan Erdoğan’dan Erken Seçim Açıklaması

erdogan-atv-CHII_cover

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, erken seçim iddialarını yalanladı seçimlerin tarihinde yapılacağını söyledi. AK Parti kongrelerinin de bu 2023’ten önce tamamlanacağını belirten Erdoğan, “Yalan yanlış tarih açıklayanlar kendilerini buğday ambarında sananlardır” diye konuştu.

Erdoğan, ATV özel yanınında gündeme ilişkin sorularını cevaplıyor. Libya ile imzalanan mutabakatın ülkenin meşru Başbakanı Fayez Al Sarraj ile imzalandığını hatırlatan Erdoğan, askeri işbirliği anlaşmasının Meclis onayında olduğunu söyledi.

İşte Erdoğan’ın açıklamalarından bazı satır başları:

‘Bunlardan biri deniz yetki alanların sınırlandırılması ve askeri işbirliğiyle ilgiliydi. Şimdi de güvenlik ve işbirliği anlaşması Meclisimize sunuldu. Bu anlaşmalarla Akdeniz’de hem Libya’nın hem Türkiye’nin hakkı korunmuş olacak. Bunu son NATO zirvesinde Miçotakis ve heyetiyle yaptığımız görüşmede kendilerine söyledik. Onlar hala belli beklentiler içerisinde. Dayatılmaya çalışılan planlar var burada. Daha da ileri gideceğim, burada Sevr’in tersyüz edilmesi var. Libya’ya asker gönderimi konusunda ise böyle bir davet ve talep gelecek olursa nasıl bir inisiyatif üstleneceğimize dair ülkemiz bunun kararını verecektir. Uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımları atarız.

“Bu sularda Libya ve Türkiye’nin hakları var”

Şimdi iki sismik iki de sondaj çalışması yapacak ileri teknolojiye sahip gemilerimiz var. Bunları Hazine ve Maliye Bakanımızın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu zaman Berat Bey, bunları almıştık. Burada hem Türkiye hem Libya kazanacak. Şimdi bu sularda Libya ve Türkiye’nin hakları var. Bu hakkın korunması gerekir diyoruz. Talihsizliğe bakın ki, ülkemizin içinden ve dışından birileri bu konuda çok rahatsız oluyor. Siz kimden yanasınız, çıkıp açık söyleyin. Biz burada öyle de olsa böyle de olsa buradaki çalışmalarımızı milletimizin ali menfaatleri için sürdüreceğiz.

“Elimiz güçlenmiştir”

Doğu Akdeniz havzası hidrokarbon rezervlerine sahip. Son zamanlarda bazı şirketlerin keşif haberlerini duyuyoruz. Olur ki belki yanımıza uluslararası camiada güçlü olan şirketleri yanımıza alma durumu olabilir. Kısa zamanda sismik araştırma ve sondaj çalışması başlatılacak. Doğalgaz ticaretinin ihraç güzergahı ve satış anlaşmaları yapıldıktan sonra üretim safhasına geçebilen projeler olduğu unutulmamalıdır. İşin dayandığı tabanı sıkı tutmakta fayda var. Son yaptığımız Libya anlaşması bu konuda hukuken elimizi güçlendirmiştir.

“Biz belgeyle konuşuyoruz, biz karar alsanız ne ne yazar”

ABD iç siyasetindeki kamplaşmanın aleyhimize sonuçlar doğurduğunu, bazı çevrelerin Trump’u sıkıştırmak amacıyla bazı konuları istismar ettiklerinin farkındayız. Benim Trump’la olan hukukum bazı şeyleri değiştirmiyor. Bu eylemler müttefiklik ilişkilerimizin ruhuyla bağdaşmadığı gibi Suriye konusunda varılan mutabakata da aykırıdır. Sayın Trump’a aktardığım gibi Türkiye-ABD ilişkilerinin ABD’nin kendi iç siyaseti için harcanamacak ölçüde değerli olduğunu söyledim. ABD Kongresi’nin ilişkilerimizin özüyle ilgili olmayan şeyleri yapmaya son vermeye davet ediyoruz. İlişkilerimize daha fazla zarar verecek zararların önlenmesi için gerekli önlemlerin alınmasıdır. Ulusal güvenliğimize tehdit oluşturan terör örgütüyle mücadele kararlılığımız tamdır. Ermeni meselesiyle alakalı, sözde Ermeni soykırımı konusunda bunları oradaki yetkililere anlattığım zaman bazılarına bakıyorum, konulara hakim değiller. Biz şu anda silahlı kuvvetlerimizin elinde olan 1 milyonun üzerindeki belgeyi açıyoruz. Gelsin tarihçiler, hukukçular incelesin. ABD’de sadece Harvard’da bir miktar olduğu söyleniyor. Fransa’da olduğu söyleniyor, onlar da açsın. Ermenistan’da var mı, yok! Bütün herkes açsın arşivi. Tarihçilerden oluşan heyetler ve hukukçular, arkeologlar tarafından incelensin. Ondan sonra gerekirse siyasetçiler devreye girelim. Bu karar siyasetçilerin değil herşeyden önce tarihçilerin yapacağı inceleme araştırma, hukukçuların, arkeologların yapacağı inceleme ve araştırmalar neticesinde siyasiler bunun kararını versinler. Burada hiçbir belge ortaya koyamayanların söyleyecek sözü yoktur. Çıkıp karar almışlar, alsanız ne yazar. Aldığınız kararların kıymeti harbiyesi yok. Bu kararlar siyasidir. Hukuka uygun hiçbir yanı yok. Bunları bizim kabul etmemiz mümkün değil. Şu anda kendileri söylüyorlar. Diyorlar ki bu alınan kararın kıymeti harbiyesi yok. İsimlerini vermeye gerek yok. Biz kararlı yürüyoruz. Onlar da birilerini tatmine çalışıyoruz. 100 yıldan fazla süre geçmişken bugün neden ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosunda bu tür kararların neden alındığı açıktır.

“Kızılderilere yapılanlar Amerika’nın yüz karasıdır”

Bizim de bazı kararlar almamız gerekebilir. Çok açık net rahatlıkla söyleyeyim, Amerika’da Kızılderililerle ilgili söylememek, konuşmamak mümkün mü? Bu Amerika’nın yüz karasıdır. Ruanda’da Fransızların yaptığı katliamları, Cezayir’de yaptıkları katliamları bir kenara koymak mümkün mü? Senagal’de köle ticareti yaptı bunlar. Biz de bütün bunların hepsini dünya kamuoyuna açıklayacağız. Bunların elimizde belgeleri var, arşivlerde belgeleri var. Bunlarla beraber savunmada değil, taarruzda olacağız. Batının ırkçılık ve sömürgecilik tarihi olduğunu ortaya koyacağız.

“Gerekirse oturup konuşur Kürecik ve İncirlik’i kapatırız”

Böyle bir kararı vermemiz gerektiği anda bu kararı alma yetkisi bize aittir. Yeri geldiğinde otururuz kapatılması gerekiyorsa İnciklik’i de kapatırız, Kürecik’i kapatırız. Biz de bunlara mütekabiliyet çerçevesinde gerekli kararı veririz. Türkiye bir kabile devleti değildir. 780 bin kilometre karelik ve 2 bin yılı aşkın tarihe sahip olan bu tür yaklaşımları reva görmek karşılıksız kalacak şey değildir. Ne gerekiyorsa mütekabiliyet esasına uygun olarak gerekli adımları atarız. Kaldı ki biz stratejik ortak değil miyiz? NATO’da beraber değil miyiz? Yapılanlar ne? Nasıl böyle bir şey olabilir stratejik ortaklıkta. Bunlar böyle devam ederse bizim de tabii vereceğimiz karşılık var.

“YPG/PYD terör örgütü oradaki petrolü rejime sattı”

Gerçekten Barış Pınarı Harekatı’nda Resulayn ve Tel Abyad önemlidir. Bu alanda bizim kontrolümüz var. Fakat Irak sınırı batı ucuna kadar 444 kilometre. Bütün bu alanda bir kısmında Rusya, bir kısmında Amerika ile yaptığımız anlaşma var. Bunlar 150 saat 120 saat şeklinde anlaşma yaptık. Maalesef ne Amerika ne Rusya buralardan YPG/PYD’yi buralardan çıkaramadılar. O zaman iş başa düşüyor, o zaman ne yapıyoruz göbeğimizi kendimiz keseceğiz dedik. 90 günde bütün teröristleri çıkartacağız dediler, çıkartamadılar. Hala o terör örgütleri. Oradaki aşiretler bizden sürekli yardım istiyorlar. Deyli Zor’da petrol kuyuları var. Ama bu Deyli Zor’un petrol kuyularını PYD-YPG terör örgütleri buranın petrolünü alıp, alıp rejime sattılar. Bu petrolün kalitesi de yok. Çok daha ilginci, Kamışlı’da da petrol var. Oranın petrolünü de Rusya ile rejim. Deyli Zor’u Amerika ile YPG-PYD beraber şu anda.

“Gelin o petrolü satıp bu parayla güvenli bölgeyi kuralım”

Biz dedik ki, buradaki petrolü satalım, buradan elde edeceğimiz gelirle güvenli bölgeyi yapalım. Biz bu işin müteahhitliğini yaparız. Plan, proje çalışmalarını yaptık. Hepsi hazır. Biz buraları sıfırdan inşa edelim ve şu anda mültecileri bu güvenli bölgeye yerleştirelim. Buranın güvenlik noktasında da daha önce sayın Trump, ondan önce sayın Obama ‘biz bunların güvenliğini sağlarız’ diyorlardı. Şu anda aynı görevi biz de üstlenebiliriz. Bu güvenliği hallettikten sonra bizde toplamda 4 milyon insan var. Bu insanların 350 bini Kürt. 3,5 milyonu Arap. Arada 150 civarında da Arami, Keldani, Ezidi var. Bunların hepsini kendi topraklarına, evlerine yerleştirelim. İnanın hiçbir şey çıkmıyor. ‘Petrolü çok severim’ tamam da bu insanları niye sevmiyorsunuz.

“Bir gece ansızın gelebiliriz sözünü hep duyacaksınız”

Bir gece ansızın gelebiliriz sözünü her zaman duyacaksınız. Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığı tamdır. 4 milyon insana bakıyorsunuz, okutuyorsunuz, sağlığıyla ilgileniyorsunuz. Oralarda gözeler varmış. Sınır bölgelerinde. Aynel Arab, Rasulayn’da. Bundan dolayı bunun adını Barış Pınarı koyalım dedik. İnşallah bu Barış Pınarı noktasında kararlılıkla mücadelemizi sürdürürüz. Çok uzun süre olmasa dahi burada eninde sonunda neticeye varırız.

“Son zamanlarda bir kamuflaj olarak SGY’yi uydurdular”

Kendileri ne söylediklerinin farkında değil. Bunlar özellikle Kürt kardeşlerimize saygısızlık yapıyorlar. Çünkü YPG/PYD bunların Kürt olarak ifade edilmesi bana göre Kürtlere saygısızlıktır. Bu ne demek, Kürtler teröristtir. Biz gerekse vatandaşlarımız olan Kürt kardeşlerimizi gerekse Suriye’nin kuzeyinde olan Kürt kardeşlerimizi terörist olarak addetmiyoruz ki. Ha onların içinden de çıkabilir. Dini gruplar içinden de terörist çıkabiliyor. Bunlar yatıp kalkıyor PYD-YPG diyemiyorlar. En sonunda SDG dediler. Kalkın da samimi söyleyin. Bugüne kadar var mıydı SDG diye bir şey. Son zamanlarda bir kamuflaj SDG bunu uydurdular. Biz diyoruz ki YPG-PYD, PKK’nın yan kuruluşlarıdır. Abdi Şahin denilen kişi bölücübaşının manevi oğlu, beslemesi diyebilirsin. Bununla Amerika’nın en üst kademesi görüşme yapıyor. Aynı şekilde Rusya görüşme yapıyor. Böyle olunca da netice alınamaz ki. Kaldı ki, biri de kırmızı bültenle aranıyor. Eğer ortaksak, NATO’da berabersek, terörizme karşı mücadele vereceksek, siz nasıl oluyor da bu tür terörist başlarıyla bir terör sevici konumuna düşüyorsunuz. Bunları düzeltmemiz lazım. İnanın hiç umurlarında değil.

“65-70 yaşındaki adam genç kızları taciz ediyor”

Kandil’e sürekli harekatlar yapılıyor. Kandil’e harekat yapılmıyor diye bir şey yok. Çok kararlı hava harekatları yapılıyor. Son dönemde Gabar, Cudi, Tendürek, Besler deresinde PKK’ya çok ciddi darbeler indirdik. Örgüt eleman devşirme ve ülkemize sızma konusunda ciddi tükeniş yaşıyor. Kaçıralan genç kızların orada nasıl muamele gördüğünü sizler de izlediniz televizyonlardan. Ahlaksız adam 60-65 belki de 70 yaşında genç kızlara nasıl tacizde bulunduğunu ekranlarda izledik. Ne yazık ki bu kızların onların elinden kurtulma şeyi çok çok zor. Genç çocuklara, delikanlılara aynı muameleyi yapmıyorlar, kızlara yapıyorlar. Bu terör örgütü ve terör örgütünün şu anda dışarıdaki sevicileri bu tabloları değerlendirmeye almıyor. Parlamentodaki temsilcileri bu tablolar karşısında ‘bunlar ne yapıyor’ dediklerini duyduk mu? Hala utanmadan sıkılmadan bunları savunmaya kalkıyorlar.

“Yarın Merkel’le yapacağım görüşmede FETÖ’yü gündeme getireceğim”

Şu anda sayısal olarak az bir yekün değil bunlar. Çok çok sayısal olarak fazla bir rakam. Yurt dışına kaçtıkları yerler başta Amerika olmak üzere Almanya, Fransa, Belçika bütün bu ülkelerde bunlara çok ciddi barınma imkanı veriyorlar, bir de Yunanistan. Eğer siz bu adamları bize teslim ederseniz, karşılığını görürseniz. Etmezseniz karşılığını bulamazsınız. Yarın saat 16.00 gibi Şansölye Merkel’le telefonla görüşme imkanım olacak. Bu konuları tekrar görüşeceğiz. Yarınki görüşmenin önemli ağırlık noktasını Libya ile ilgili şu anda Berlin Zirvesi oluşturacak diye düşünüyorum ama bu konuyu gündeme getireceğim. Almanya şu anda başka sıkıntıyı yaşıyor. Hükümet noktasında ciddi sıkıntılar var. Ne yazık ki Almanya ile farklı ekonomik, ticari, sınai ilişkilerde sıkıntımız var. Kalkıp koalisyona havale ediyorlar. Biz de bu noktada oralardan bize yasal olarak sözleşmemiz olduğu halde verilmesi gereken birçok araç gereci, makine, motoru üretmeye başlattık. Bugün değilse yarın. İHA, SİHA, Akıncı’yı ürettiğimiz gibi. Şu anda biz Leopark tanklarının devamlı Kemal efendinin konuşup bulduğu Arifiye’deki tank palet fabrikası olayında, orası tamir bakım atelyesiydi, bitmiş tükenmiş bir konumda. Üç firma ihalesine girdi. Sözleşmesinde oraya 50 milyon dolar yatırım yapılacak. Ortak kim BMC’nin yüzde 50 ortağı olan Katar’la. Sattınız diyor, ne satması! Yalan söyleme dürüst ol, doğru konuş. Buranın işletme noktasında 25 yıllığına BMC’ye kiralandı. Satış yok ama adamda yalan bol. Şu anda orada Leopar tanklarının tamir, bakımı yapıldığı gibi kendimize ait yine aynı şeyler var. Mesela fırtına obüsleri burada üretiliyor, yine yalan.

“Buradaki alan sadece kiralamadır”

Oranın alan olarak satılmaya kalksa 20 milyor dolar değeri var diyor. Öyle bir müşteri bulsa da gereğini yapalım. Herhalde emlakçılar falan buna yardım yapmadılar. Buradaki alan sadece kiralamadır ve bu kiralamayla da BMC üç firma arasından çıkıp kiralamıştır.

“Her türlü Filistin meselesinde onların yardımcısı oluruz”

Bu tür hedefler matematik bir olay değildir. Burada da sapmalar olmak. Mesele bu sapmayı asgari orana indirmektir. Az önce Kılıçdaroğlu’nu dinliyorsunuz. Adam bizim yaptığımız barajları inkar ediyor. Biraz vicdanın olsa bu barajların adı var, şunları gideyim göreyim dersin. Bu denizin altında olduğu için Avrasya Tüneli’yle ilgili bir şey konuşamıyor. Marmaray’la ilgili bir şey söyle. Çünkü milyonlarca insan Marmaray’dan geçiyor. Belli bir parti mensubuna yapılmadı bunlar. Tüm vatandaşlarımıza yapılmış olan esaslar. Yavuz Sultan Selim Köprüsü aynen o şekilde. Filistinlilerle ilgili benim BM’de hiçbir kelam etmediğimden bahsediyor. Nitekim ayrı bir karede oradaki konuşmamdan görüntüler var. Türkiye’de Filistin meselesini bizim kadar mücadelesini kavgasını veren bir başka siyasi parti yoktur. Sadece işin söz boyutunda değil her türlü Filsitin meselesinde kardeşlermizin yanında yerimizi aldık almaya devam edeceğim. Dün İsmail Heniye yanımıza geldi, ondan 15 gün önce Halid Meşal’le oturduk konuştuk.

Avrasya Köprüsü, Marmaray, İstanbul-İzmir yolu ortada

Sen ötelenen, itiklenen insanları kapıları açmak değil kapatılmasından yana oldun. Lider kendi ufkunu, kendi projesini kendisi belirler. Yanında danışmanları varsa dinler ve danışmanlarını dinledikten sonra da onların doğru dürüst olanlarını adeta imbikten suyu sızdırdığı gibi sızdırır. Kılıçdaroğlu siyasetini yalan üzerine bina eden, hakikat üzerinden yapan bir insandır. Bunu da bilerek yapıyor. Tüm bu yalanları bilerek yapıyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ortada. Marmaray ortada. Avrasya Tüneli ortada, Osmangazi Köprüsü, İstanbul-İzmir otoyolu ortada. Böyle bir eseri meydana gelen iktidara bu adamın ağzından bir teşekkür duydunuz. Vereceği cevap, görevinizi yaptı. Bizim yaptıklarımızın açılış törenlerini yapıyorsunuz.

“Böyle bir şeyin içinde hiçbir zaman olmadı”

Otoyollar, otabanlar hepsi ortada. Siyaset itibarlı bir iştir. Ama sayın Kılıçdaroğlu böyle bir şeyin içinde hiçbir zaman olmadı. Bunu öğrenmesi lazım. Muhalefet iktidara aslında istikamet vermeli. Ne yapması gerekiyor, bunu anlatmalı. Muhalefetin yapıcılığı belki olmayabilir, istikamet ver. De ki, ‘şu şöyle yapılırsa daha iyi olurdu’ ne yazık ki bunu yapmıyorlar. Hakaret üstüne hakaret. Bir Cumhurbaşkanının kendisinden başlıyor, ailesine varıncaya kadar herşeyinde. Açtığım davaların hepsini kazanıyorum, niye. Yalan siyaseti yapıyor, hakaretler yapıyor. Eleştiri başka, hakaret başka. Türkiye’de muhalefet çok ciddi yaralar alıyor.

“Bunlar siyaset değil tam aksine millet düşmanlığı yaptılar”

İngiltere’de seçimi kazandı. Muhafazakar demokrat bir isimdir Boris. Muhalefettik sosyal demokrat olan zat kaybetti. Ne yaptı, ‘ben çekiliyorum’ dedi. Peki bizdeki sosyal demokrat beyefendi girdiği her seçimi kaybeden kişi değil mi? Kaybettiği halde bir gün kalkıp da insafa geledi. Bunlar yıllar yılı siyaset yapmadılar. Tam aksine millet düşmanlığı yaptılar. Siyaset dışı vesayet unsurlarından meded umdular. Bu millet hizmet ekliyor. Bu millet kendisine efendilik yapanlardan hoşlanmıyor. Biz milletimize efendilik değil hizmetkâr olmaya devam edeceğiz.

Erken seçim açıklaması

Cumhur İttifakımızda Sayın Bahçeli aynı şekilde kendileri de söylediler. Arkadaşlar bizim seçimimiz 2023 Haziran’dır. Yani bizim buradan bir sapmamız söz konusu değildir. Şimdi bu tür yalan yanlış tarih açıklayanlar, kendilerini buğday ambarında sananlardır. Varsın onlar kendilerini buğday ambarında sansınlar ama biz bu ülkede açıklanan tarihlerde seçim yapmasını birilerini öğreteceğiz. Bunu öğrenecekler ve şu anda bütün hazırlıklarımızı 2023 Haziran’a göre yapacağız. Bütün kongrelerimiz vesaire buna göre yürüyor.”

Yorum Yap

Yorum Yap