İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. LiSTEPLUS
  3. Batıda Bilimin Doğuşu

Batıda Bilimin Doğuşu

5ee91cf4adcdeb0c204685fa

Orta Çağın Katolik Kilisesinde bir taassup hakimdi. kilise özgür düşünce engellemiş ve bilim adamlarını baskı altına almıştı insanlar sadece farklı inançları ya da fikirlere sahip oldukları için engizisyon tarafından cezalandırılabiliniyor, kitapları yakılıyor kendisi ise idam ediliyordu. Ortaçağdaki bu scholastic baskı Tarih kitaplarında sık sık dile getirir ancak bazıları Bu gerçeği yorumlar ve ortaçağ Kilisesi ile çalışan bilim adamlarını da yine karşı gösteriler. Oysa gerçekte kilise Tansu buna karşı çıkan bilim adamları Dindar insanlardı Dine değil kilisenin doğmalarına karşılardı.

Örneğin dünyanın döndüğünü söylediği için kilise tarafından cezalandırılmak istenen ünlü astronom Galileo; “Tabiat hiç şüphesiz Allah’ın hiç vazgeçemediğimiz okunması gereken diğer bir kitabıdır.” diyordu. Modern bilimin kuran diğer bilim adamları da hep dindar kişiliklerdeydi.

Modern astronominin kurucusu sayılan Kepler neden bilimle uğraştığını soranlara ;”Amacım yaratıcının eserlerindeki lezzeti tatmaktır” demiştir.

Tarihin en büyük bilim adamlarından biri olan Newton ise bilimsel araştırmalarındaki hedefini şöyle açıklıyordu. “Amacım Allah’ı bulup tanımaktır.”

Modern matematiğin kurucusu sayılan büyük dahi Pascal ise şöyle diyordu; “Allah matematikten elementlerin düzenine kadar her şeyin yaratıcısıdır ve bu nedenle bunları inceliyoruz.”

Modern kimyanın öncülerinden biri olan Termometrenin mucidi Von Helmont; inancım bir parçası olduğunu belirtmişti.

Modern paleontolojinin kurucusu olan Georges Cuiver; “Fosilleri yaratılışın geçmişteki kanıtları olarak görmüş ve canlı türlerini Allah’ın yarattığını” açıklamıştı.

Biyolojik sınıflandırmayı ilk kez sistematize Caralous Linnaeus; yaratılışı savunmuş ve doğadaki düzenin Allah’ın varlığının önemli bir kanıtı olduğunu belirtmişti.

Genetiğin kurucusu rahip Gregor Mendel de yaratılışı savunmuş ve kendi devrinde gündemde olan darwinizm ve lamarkizm gibi Evrim teorisine karşı çıkmıştı.

Mikrobiyoloji tarihinin en büyük ismi olan Luis Pastör; cansız maddenin Hayat oluşturamayacaığını kanıtlamış ve canlılığın Allah’ın bir mucizesi olduğunu açıklamıştı.

Ünlü Alman fizikçi Max Planck evrendeki düzenin yaratıcısının Allah olduğunu söylemiş imanım bilim adamlarının vazgeçemeyeceği bir vasıf olduğunu vurgulamıştı.

20. yüzyılın en önemli bilim adamı sayılan Albert Einstein bilimin dinsiz olamayacağını savunmuş ve şöyle demişti; “Dinsiz bir bilim topaldır bilim tarihine yön veren diğer pek çok bilim adamı da yine Allah’a inanan dindar insanlardı.”

Bu bilim adamlarının Allah’a inanmış ve onun yarattığı evreni keşfetme isteği ile bilime hizmet etmişlerdi. Allah’ın Kur’an’da insanlara belirttiği gibi göklerin ve yerin yaratılışı üzerine düşünmüşler ve evreni bugün işte araştırmışlardır. Bilimin doğuşu ve gelişmesi bu bilinç sayesindedir. Ancak 19. yüzyılda bu bilincin yerine Materyalizm denen bir aldatmaca yerleştirilmiştir.. 

Yorum Yap

Yorum Yap