İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Diziler ve Filmler
  3. Sizlere ilham Verebilecek 6 Film Önerisi!

Sizlere ilham Verebilecek 6 Film Önerisi!

unnamed (1)

Yine bir film önerisi yazısıyla karşınızdayım!

Bugünkü önereceğim filmler benim için ilham verici kategorisinde!

İlham vermekten kastettiğim şey insanoğlunun ilerlemesi, hayallerini gerçekleştirmesi ya da zorluklarla karşılaştığı zaman yeni çözüm yolları bulabilmesi için aslında daha önce başka insanların yaşadığı o hikayeleri duymak çok ilham verici, çok motive edici olabiliyor.İşte bu yazıda da bahsedeceğim filmler sana farklı bir yerden ruhuna temas edecek diye düşünüyorum.Hadi başlayalım!

Şimdi sana ilk önereceğim filme geçmeden önce şunu sormak istiyorum.Sunum korkusu yaşıyor musun? ya da çok büyük kalabalıklara hitap ederken çok fazla geriliyor musun? ya da böyle durumlardan özellikle kaçınıyor musun?

Şimdi önereceğim film birazcık bununla alakalı bir film.

Zoraki Kral

Düşünsene, sen kral olmak zorundasın ve halka, belki on binlere , belki yüz binlere hitap etmek zorundasın.

Ama kekemesin. İşte bu film böyle bir açmaz arasında kalan bir kralın öyküsünden bahsediyor.

Bu film; Zoraki Kral

Ülkemizde bu isimle vizyona giren, gerçek bir hikayeden uyarlanmış 6. George’un hikayesini anlatan imdb’si 8.0 olan muhteşem bir film!

Bu kral aslında babasının gözdesi olan bir evlat değil ve o çocukluğundan yetişkinliğine kadar çok da krallık noktasında olmamış, abisi gözde olmuştur.Ama ne zamanki abi bir Amerikalı kadına aşık olup onunla evlenmek isteyip krallık hakkından vazgeçince ihale bizim 6. George’a kalıyor ve orada işler başlıyor.

Halka konuşma yapması lazım , savaş zamanı… Ne yapacak? İşte orada bir terapist devreye giriyor ve o süreci onun konuşma yapması , kekemeliği aşması bu özgüvensizlik problemini aşmasını anlatıyor. Ben bu filmi izlerken çok etkilenmiştim ve seninde etkileneceğini ve sana hayatındaki sorunları çözme noktasında fayda sağlayacağını düşünüyorum. Filmin resmi tanıtımı şu şekilde :

Albert çocukluğundan beri büyük zorluklarla yaşadığı alay konusu olduğu kekemeliği yüzünden krallık görevinden, yapmak zorunda kalacağı konuşmalardan dehşete düşmektedir.Savaşın eşiğinde olan ve acilen bir lidere ihtiyaçları olduğunu bilen eşi Elizabeth kraliyet düzeninin zorunlu kurallarına aldırış bile etmeyen Avustralyalı çılgın konuşma terapisti Lionel Logue’u takdim eder.Başta hiç uyuşamayan ikili daha sonra büyük bir aşama kaydedecektir.

Terapistin, hükümetin ve Winston Churchill’in desteğiyle kral kekemeliğinin üstesinden gelir.Ve radyodan bir konuşma yaparak ülkesindeki insanlara güven verir ve savaş için onları birleştirir.

Kral 6. George’un gerçek hikayesine dayanarak yapılan bu filmde kral olmaya itilen korku içindeki bir adamla onun kral olabileceğine ve kekemeliğini yenebileceğine inandırmaya azmeden çılgın terapistin hikayesi anlatılmaktadır.

Ayrıca bu süreç gerçek bir hikayeden bahsediyor.

Patch Adams

Yakın zaman önce kaybettiğimiz Robin Williams’ın filmlerinden iki tanesini  önermek istiyorum. Aslında onun birçok filmi hem ilham verici, hem iyi hissettiren, hem motive edici kategorisine giriyor.

Bugün onun iki filmine yer vereceğim.
İlk bahsetmek istediğim film: Patch Adams.
Aslında bu da biraz önceki film gibi gerçek bir hikayeden uyarlanmış.Bir adam düşün 18 yaşına 19 yaşına gelmeden önce 3 kez intihar girişimi olsun.Hayatla uyuşamıyor yani hayatla uyum noktasında sıkıntılar yaşıyor  depresif hayata karşı ümitsiz bakıyor ve ergenlik döneminde böyle girişimleri var.Ve sonrasında o tedavi gördüğü süreçte tıp doktoru olmaya karar veriyor ve girdiği o tıp sürecinde inanılmaz idealist bir adam.Hayata bambaşka gözlerle bakıyor ve sonrasında orada bunun idealleri diğer tıp öğrencilerini oradaki tıp hocalarına çok da böyle anlamlı gelmiyor ve biraz dalga da geçiyorlar dışlayabiliyorlar onu.Böyle bir süreçte bir hocası ona diyor ki sen doktor olacağına git palyaço ol ve bu bizim oradaki kahramanın kafasına çok yatıyor.Sonrasında mezun oluyor kendi kliniğini kuruyor ve orada birçok insana o kadar çok faydalı işler yapıyor.Bu film onun hikayesini anlatıyor. İzlerken sen de o coşkuya o idealizme kapılacaksın.Hatta bazı üniversitelerin tıp fakültelerinde öğrenciler okula başlamadan önce ilk günde bu filmi izlettikleri oluyor.Ben bizim ülkemizin tıpta birçok ülkeden çok çok ileri olduğunu düşünüyorum. Bu konuda hiç tevazuya gerek yok ama biz şu konuda sıkıntı yaşıyoruz. Çoğu o zaman o kadar belki hasta yoğunluğundan kaynaklı olarak iletişimi çok gözden kaçırıyoruz. Moral noktasını onu bir insan olmaktan öte vaka olarak da görebiliyoruz. Böyle olunca işler o tedavi süreçleri biraz yavaş ve sıkıntılı ilerleyebiliyor ve insanlar biraz bu sağlıkta şiddetin de o çekirdekleri böyle oluşabiliyor. Şimdi filmin resmi tanıtımı şöyle:

İntihar eğilimli biri olarak girdiği akıl hastanesinde gördüklerinden sonra ‘Patch Adams’ bu yerden çıktıktan sonra tıp fakültesine öğrenci olarak girer. Okulda başarılı bir öğrenci olmasına karşın  ideallerinden dolayı hocalarından tepki görür. Amacı ‘hayata renk katarak’ mizah yoluyla tedaviye katkıda bulunmaktır. Daha sonra yoksul hastalar için kendi parası ve bağışlarla özel bir klinik açmaya kadar girişimlerini sürdüren Adams film sürecinde sevgilisi Carin Fisher’in (Monica Potter) öldürülmesiyle ve lisanssız klinik açmakla darbeler yese de, tedavi hizmetlerinde yaptıklarıyla ünü ülke çapına yayılır ve bir anlamda amacına ulaşır.Bazen kendi hayallerimiz kendi isteklerimiz hayattan beklentilerimiz noktasında değil de,çevremizde bize yakın olan kırmak istemediğimiz ya da çok baskın oldukları için reddedemeyeceğimiz ailemizden birinin isteklerine göre yaşayabiliriz. Ailemize göre yaşamak zorunda hissedebiliriz. Ben bugüne kadar birçok insanla karşılaştım doktor olmak istemediği halde ailesi öyle istediği için ya da bir şekilde kamuda çalışmak istemediği halde ailesi öyle istediği için orada çalışan ama mutsuz olan insanlar işte böyle bir gencin hikayesini anlatıyor.Aslında bu genç çok başarılı bir genç bir sürü madalyaları var bir sürü başarısı var ve ailesinin tam istediği bir genç yani tam istediği bir evlat hayatta her şey somut anlamda çok güzel gidiyor ve o ana kadar gurur da duyuyorlar evlatlarından ama sonrasında işler biraz ters gidiyor.

Into the Wild

Bahsetmek, önermek istediğim bir diğer film:Into the Wild.

Türkçe’ye özgürlük yolunda diye çevirmişlerdi sanırım öyle vizyona girmişti.Bu genç okulu bitirdikten sonra ailesinin karşısına geliyor ve diyor ki ben sizin istediğiniz gibi yaşamayacağım farklı bir hayat tasavvur ediyorum farklı bir hayat istiyorum ben kendim gezeceğim farklı bir şekilde yaşamak istiyorum. Ve 2 yıl boyunca geziyor Alaska’ya kadar gidiyor ve bu süreçte bir sürü insanla tanışıyor bir sürü ortamı deneyimliyor sonrasında kendisi Alaska’da bir düzen kuruyor ve tek başına yaşamaya başlıyor orada.İşte film onun özgürlük yolunu özgürlük kaçışını anlatıyor. Cristopher’ın hikayesini anlatıyor.Film genel anlamda biraz hüzünlü olsa da bir yanıyla da ilham veren o içimizdeki kalıplara karşı koyma arzusunu anlatan , tahrik eden bir film.Filmin resmi tanıtımı şu şekilde:

Önemli bir üniversiteden dereceyle mezun olan Christopher aynı zamanda başarılı bir atlettir de.Mezuniyet sonrası verilen bir davette ailesine istediği hayatın bu olmadığını bir şeylerin eksik ve yanlış olduğunu söyler.Genç adam tüm mal varlığını hayır kurumuna bağışlayıp sahip olduğu her şeyi evinde bırakarak bambaşka bir hayata doğru uzun bir yolculuğa çıkar.Alaska’nın ıssız ormanlarında sona eren bu yolculuk esnasında ve sonrasında Christopher, hayatını kökünden değiştirecek bazı kişilerle tanışarak , hayatın anlamını ve ölümün kaçınılmazlığını en sert haliyle deneyimleyecektir.Bu arada bu film de gerçek bir öyküden uyarlanmıştır.Hint filmlerinin o coşkulu haline bayılıyorum yani hayat çok kötü de gitse birden oynamaya başlıyorlar herkes toplanıyor ve bir coşkulu hali var ya çok gerçek dışı bir senaryo çok gerçek dışı bir sahne ama her seferinde bu coşku bana iyi hissettiriyor. Özellikle ama son zamanlarda Aamir Khan’ın hayata girişiyle bu sinema hayatına Bollywood’da yer almasıyla birlikte çok da güzel filmler çekmeye başlıyorlar.Ben onlardan sadece birisinden bahsedeceğim. Bugün sana 3 Idiots‘tan bahsedeceğim.

3 İDİOTS (3 APTAL)

Şimdi burada 3 tane arkadaş var ve onların mühendislik okulunda yaşadığı kariyerleri anlatılıyor. Hem eğitim sistemine bir eleştiri var.Hemde bu üç arkadaşın üçü de farklı amaçlarla okuyor. Ve bu orada mühendislik fakültesinde ortaya çıkıyor. Orada bulunuyorlar , orada okumaya devam ediyorlar ve hangisi daha başarılı oluyor hayatta farklı yerlere geliyor işte o orada tutkunun peşinde koşan adamın hikayesini izliyoruz.

Beraber çok eğlenceli çok keyifli ve bütün Hint filmleri gibi çok da uzun bir film. Filmin resmi tanıtımı şu şekilde:

3 Aptal’da Rancho Chhanched , Farhan Qureshi ve Raju Rastogi Hindistan’ın en önemli bir okulunda mühendislik okuyan ve okulun yurdunda aynı odada kalan üç öğrencidir.Raju ailesini fakirlikten kurtarma gibi bir ideale sahipken Farhan ailesinin isteği doğrultusunda bu bölümü seçmiştir. Rancho ise makinelere duyduğu tutku nedeniyle mühendis olmayı istemektedir. Bu üçlü ve profesörleri Viru arasında yaşananlar , dostluk kavramını beyaz perdeye yansıtırken eğitim sistemini de sert ve eğlenceli bir şekilde eleştirir niteliktedir.

Son dönemin fazlasıyla dikkat çeken yapıtlarından biri olan film Hindistan’ın en çok izlenen filmlerinden biri olurken özellikle de Amerika’da ciddi anlamda dikkat çekmişti. Gelelim Robin Williams’ın 2. filmine

Bu filmi eminim izlememiş olsan bile ismini duyduğunu düşünüyorum,tahmin ediyorum.

Ölü Ozanlar Derneği

Bir öğretmen düşün hani o klasik öğretmenden farklı , bu öğretmen çok ciddi ve kaliteli bir okula atanıyor ve orada aslında bu okul hep geleneksel olmasıyla statüleri korumasıyla çok aşırı kurallı olmasıyla övünen bir okul ve bizim bu edebiyat öğretmeni oraya girdiği zaman öğrencilerle farklı bir dünya açıyor.Şimdi hayat ben bütün çocukların o ilk doğdukları zaman daha özgür ruhlu hayatı daha böyle meraklı ve yaratıcı gözlerle baktığını düşünüyorum ama sistem , statüko o bütün dünyanın varolan o kuralları bizi diğerleriyle tek tipleştiriyor ve bizim o yaratıcılığımız ,hayata zekice bakış açımız , hayallerimizin peşinden koşmamız , ideallerimiz körelip gidiyor biz de fabrikadan çıkan tek tip ürünler gibi oluyoruz. İşte bu film buna bir isyan , hayata farklı bir bakış açısı sunuyor.

Bir öğretmenin öğrencilerinin hayatını , hayata bakış açısını değiştirmesini keyifle beraber izliyoruz ama biraz da duygusal bir film. Hala hatırlayınca böyle bir tüylerim diken diken oluyor,birazcık içimi hüzün de kaplıyor neden bilmiyorum sen de izleyince belki anlayacaksın efsane bir film. Şimdi sana filmin resmi tanıtımını okumak istiyorum. 1950’lerin Welton Akademisi ciddi , disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan ancak gerikafalılığın iktidarda olduğu bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için can sıkıcı ve bunaltıcı bir yer haline getirmektedir.

Fakat yeni İngilizce öğretmeni John Keating’in okula atanmasıyla çok şey değişecektir. Keating , öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını , kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir.

Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler. Bu arada filmden çok sevdiğim bir iki replikten de bahsetmek istiyorum sana ,Kim ne derse desin sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir. Bence bu filmi izlemelisin.

127 SAAT

Düşünsene bir yerde sıkışmış kalmışsın ve kimse senin orada sıkışmış kalmış olduğunu bilmiyor. Yanında su yok yiyecek yok ve orada hayatta kalmak zorundasın. Sıkıştığın yerden çıkamıyorsun bağırsan kimseye sesini duyuramıyorsun.

Böyle bir durumda ne yapardın? Ben mesela biraz sonra önereceğim filmi izlerken sanki orada ben varmışım gibi çok gerildim ve kendimi oraya koyduğum zaman biraz fazla empatiğim ben böyle durumlarda hemen kahramanın , duygularını olduğu gibi yaşarım ve dedim ki çok çok zorlanırdım acaba ben sonrasında olumlu bir ,sonuçla karşılaşır mıydım?

Spoiler olmasın diye vermeyeceğim detayları ama yani kendi adıma çok zorlanırdım diye düşündüm.
Filmin adı 127 Saat Genç bir dağcı var kahramanımız ve bu evden eşyalarını alıyor kanyonun birisinde yürüyüşe giderken ve yürüyüşe çıkıyor orada ayağı kayıyor kayanın arasına sıkışıp kalıyor ve ondan sonra onu çok zorlu bir süreç bekliyor. Oradan çıkması nasıl olacak çıkabilecek mi? ya da hayatta kalabilecek mi ? ciddi bir ,psikolojik ve fiziksel baskı ve stresin altına giriyor ve biz gerçek bir hikaye bu arada sonrasında gerçek dağcıyı da görüyoruz. Gerçek haliyle çok gerilimli aynı yerde geçmesine rağmen seni filmden koparmayan ,heyecanlı bir gerilim diyebiliriz.

Filmin resmi tanıtımınından bahsetmek istiyorum ; Genç dağcı Aron Ralston , kimseye haber vermeden çıktığı yolculuğunda Utah yakınlarında Moab bölgesinde ,büyük bir kaya parçasının arasına sıkışır. 5 gün boyunca hayatta kalmak için elinden geleni yapan Aron’ı ,oradan kurtaracak kimse yoktur. Tek çaresi yine kendisidir.
5 gün boyunca kolu kayaya sıkışmış bir şekilde aç ve susuz kalan Aaron , başta sevgilisi olmak üzere ,ailesi ve yolda karşılaştığı iki dağcı kızdan yardım bekler öncesinde.

Fakat zaman geçtikçe kimsenin ondan haberi olmadığını anlar…
5 gün boyunca yaralı halde sıkışıp kaldığı kayada içsel sorunlarıyla başbaşa kalan Aaron aynı zamanda cesareti ve kendisini metrelerce derinlikteki bu beladan kurtarmaya yarayacak tüm yönleriyle de yüzleşir.
Dinamizmini ve heyecanını hiç kaybetmeyen film , seyirciye daha önce hiç yaşamadıkları ve belki de karşılaşamayacakları bir yolculuğa çıkartırken , hayattaki seçimlerle ilgili sıra dışı bir hikâye sunuyor.

Şimdilik film önerilerim bu kadar. Senin de eğer önermek istediğin filmler varsa yorumlar kısmında ,fikirlerini , önerilerini bizimle ve diğer izleyicilerle paylaşabilirsin.

Yorum Yap

Yorum Yap