İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Neler Oldu ?
  3. Tarihe Bir Ders Niteliğinde ; İkarus’un Fazla Yükselişi ve Hırsı..

Tarihe Bir Ders Niteliğinde ; İkarus’un Fazla Yükselişi ve Hırsı..

icarus-2-1

İkarus, insanın limitlerini zorlaması üzerine kurulmuş tutkulu bir efsanedir.

İkarus’un babası Daydolos çok başarılı bir mucit ve Mimardı. Fakat çevresindekiler bundan rahatsız oluyordu. Zamanın birinde ise kıskanç insanların kışkırtması sonucu Daydolos Kralı tarafından Sürgün edilerek Girit Adası’na gönderildi.

Daydolos’un geldiğini öğrenen Girit Kralı Minos onu hemen sarayına davet etti.

Kralın başı kendi çocuğu olan bir canavarla dertliydi. Karısı Tanrılar tarafından cezalandırılmış ve yarı boğa yarı insan olan bir çocuk doğurmuştu. çocuğa Minotauros adı verildi.Minotauros ise sürekli insanları yiyen, etrafa dehşet saçan bir yaratık haline geldi.

Girit Kralı Minos, Daydolos’dan kendi evladını hapsedecek bir yer yapmasını istedi.

Eski Yunan’da boğa en güçlü varlıklardan biri olarak kabul edilirdi ve en güçlü devletler içinde boğalar kurban edilirdi . Boğa inanıldığı gibi oldukça güçlü bir varlıktı onu herhangi bir silahla ya da güçle zapt edemezdi.

Sonuç olarak üstün zekası ile içinden bir türlü çıkılamayan bir kale yaptı ve Kaleyi bir Labirent gibi tasarladı.

Labirentosttu.Labirent zeka ve sanat ile kurulduğu işin içinden zeka ve sanat ile çıkılabilirdi. Minotauros canavarını yakalamak o kadar kolay değildi.

Yarı insan yarı canavar için Atina ve çevresindeki şehirlerden 7 kadın 7 erkek kurban olarak labirente atıldı bu yemler Minotauros’u cezbedecekdi. Elbette yemler Minotauros’u cezp etti etmesine ama canavarın da beslenmesi gerekiyordu,  yani buda yaratığa insanların kurban edilmesi devam ettirdi. 

Zaman geçerken kurbanların sayısı arttığı için halk artık krala tepki gösteriyordu. Halkın içinden güçlü olanlar o canavarı öldürmek için labirente girmeye karar verdiler fakat canavarın hakkında gelemediler. 

Bir gün Atina’dan Tesaus adlı yiğit bir savaşcı o canavarı öldürmek için şehre geldi. Labirente girecek cesareti vardı fakat canavar ile labirentte kapışacak zekası yoktu, çünkü labirent oldukça zeka işiyle inşa edilmişti. Tesaus Daydolos’a danıştı ve ondan yardım istedi. Labirentin mimarı Daydolos ona bir ip yumağı ile labirente inmesini ve ipi açarak devam etmesini, böylece labirentte kaybolmayacağını söyledi. 

Tesasus adlı savaşcı bunu yaptı ve gerçekten labirentte kaybolmadı. Tesasus canavarı öldürmeyi başarmıştı.

Burada geçen zaman diliminde Kralın kızı yani canavarın kardeşi Tesasus’a aşık olmuştu. Kral ise buna asla izin vermedi. Çünkü canavarda olsa kralın oğlunu öldürmüştü. İşler iyice karıştı ki, Tesasus kızı da alıp Giritten kaçtı. 

Kral, Tesasus’a yardım ettiği gerekçesiyle Daydalos’u kendi yaptığı labirente oğlu İKARUS ile birlikte hapsetmişti. 

Daydalos o kadar başarılı bir labirent yapmıştı ki, kendi yaptığı labirentten kurtulamadı.

Tabi ki, Tesasus’a önerdiği taktik bu sefer işe yarayamayacaktı. Çünkü labirentin başında  bu sefer askerler nöbet tutuyordu. Zamanlar geçerken Daydalos’un aklına harika bir fikir gelmişti.

Daydalos oradan uçarak kaçmayı göze almıştı. Daydolos kuşların tüyleri ve bal mumu ile birleştirerek kendine ve oğlu İKARUS’a bir kanat yaptı.

Daydolos oğlu İkarus’a şu uyarıyı yaptı ; Kanatlar bal mumu ile yapıldığı için asla çok yukarıdan ve çok aşağıdan uçma. Zira çok aşağıdan uçarsan denizin nemi kanatları yıpratır, çok yukarıdan uçarsan da, kanatlar güneş sebebiyle eriyecektir.

ARTIK ÖZGÜRDÜLER.. 

Baba ile oğul artık özgürlüğe kanat çırptılar. Giritli ahali ve askerler ise onları şaşkınlık ile izliyorlardı. 

Yazımızın baş kahramanı İkarus, önce denizin zevkini alıp aşağıdan uçtu, sonrasında ise babasının ikazıyla tekrardan yükseldi. Fakat bu yükselti o çok hoş gelmişti. Güneşin ona vermiş olduğu sıcaklık hissiyatı ile daha da yükseldi. Babası tekrardan ikaz etti fakat, İkarus güneşin ve gökyüzünün tadını o kadar almıştı ki daha da yükseğe kanat çırpıyordu. 

Yükseldiğinde bal mumundan yapılmış kanatlarının güneş sebebiyle eridiğini fark etti. Fakat aşalmak yerine kanatları halen işe yaradığı için yükselmeye devam etti. Sonrasında ise güneş kanatlarını iyice tahrip etti ve İkarus aşağıya düşmeye başladı. Fakat İkarus düşerken bile gözleri güneşe hayranlık ile bakıyordu. 

İkarus artık sert bir düşüş ile denizin dibini boylamıştı. İkarus belki güneşe ulaşamadı ama, yükselmekten keyif alan ve durmak bilmeyenlere anlatılacak harika bir ikon olmuştu. Düştüğü deniz ise Ege Denizi adını aldı. İkarus milyonlarca insana şu sorunun doğrulmasına sebep oldu : 

Yaşamak için mi yükseliyoruz, yoksa yükselmek için mi yaşıyoruz?

Güvenli bir hizada devamlı ilerlemek mi iyi, yoksa risk alarak gerekirse başarısız olmak mı?

İnsan ömrünü orta seviyede çeşitli zevkler ile mi geçirmeli, yoksa daha büyük zevkler için kısa hayatı tercih mi etmeli ? 

Özgür olmadan ortada uçmayı tercih eden İkarus, özgürlüğün kıymetini anladıktan sonra niçin fazla zevklere yöneldi? 

Neler Oldu kategorimizde bugün bu efsanevi hikayemize yer verdik. Sizce İkarus’un bu olayından neler çıkarmalıyız? Siz bu hikayeden neler çıkardınız yorum bölümüne yazabilirsiniz..

Yorum Yap

Yorum Yap